Sizden bir şey istendiğinde “hayır” diyebiliyor musunuz?
Bir şeylere vakit ulamadığınızdan, yetişemediğinizden yakınan bir insansanız belki de aslında “hayır” diyememekten muzdarip olabilirsiniz. Hayatınızı şöyle bir gözden geçirin. Size teklif edilenlere ya da sizden istenenlere “evet” deme oranınız ne durumda?
Hayır kelimesinin dilimizdeki sözlük anlamına baktığınızda iki açıklama ile karşılaşırız. Bunlardan ilki “iyilik, bir karşılık beklenmeden yapılan yardım, iyi, yararlı, faydalı” ikincisi ise “yok, öyle değil, olmaz anlamında onamama, inkâr” şeklindedir. İkinci anlam net ve keskin bir olumsuz yanıtı ve reddedişi ifade eder. Belki de bu yüzden kelimeyi bu anlamıyla kullanmak çoğumuza zor gelir. Hem “hayır” demekte hem de “hayır” duymakta zorlanırız. Peki istemediğimiz şeylere “evet” demek bir alışkanlık haline geldiği durumlarda hangi sonuçlar doğuyor? Sözlük anlamı olarak farklı manaları anlatıyor olsa da “hayır” demek aynı zamanda sizin için daha hayırlı olabilir.
Gelin, neden “hayır” diyemediğimize bir bakalım. Öncelikle niyetimiz; insan olarak başkalarına, özellikle de sevdiklerimize yardım etmektir. Diğer yandan uyumlu biri olma ve herkesi memnun etme ihtiyacı duyarız ve dışlanmaktan korkarız. Başkalarının isteklerine, taleplerine olumsuz yanıt verdiğimizde sanki onları reddetmiş, geri çevirmiş olacağımızı düşünürüz. Zira biz insanlar için kabul görmek, sevilmek, takdir edilmek, aidiyet ve temas iletisi çok önemlidir. Diğer taraftan kötü, kaba ya da bencil biri olarak algılanmayı, olumsuz etki bırakmayı istemeyiz. Hatta sonrasında kendimizi suçlu hissedeceğimizi düşündüğümüz, ilişkilerimizi zedeleyeceğinden korktuğumuz ya da çatışmalardan kaçındığımız için istemesek de razı oluruz. Eğer karşımızdaki bir de otorite figürü ise “hayır” demeye çekinir, bazı fırsatları kaybetmekten korkar ve gereksiz yüklerin altına giriveririz. Çoğu zaman nasıl “hayır” diyeceğimizi bilemeyiz. Bu durum biraz da kültürel ve sosyolojik kökenlidir. Toplumumuzda “hayır” cevabı bize öğretilmez. “Aman ayıp olmasın.” “Yanlış anlamasınlar.” “Kırılır, darılır, küser şimdi.” “Hiç olmaz denir mi?” Bu cümleler size tanıdık geldi mi?
Ancak esasında sorun, artık bir sınır koyamadığınızda ve “hayır” demek istediğiniz halde hiç diyemediğinizde çıkar. “Hayır” diyememenin bedeli kimi zaman küçük bir rahatsızlık olsa da bazen ciddi kararlar ve hayat dengelerinizi alt üst eden sonuçlara varabilir. Başkaları için harcadığınız enerji ve zaman kendi işlerinizi, yaşamınızı aksatmaya başladığında ya da kendi yapacaklarınıza zaman kalmadığında ne oluyor dersiniz? Doğru tahmin; stres artışı. Harcadığınız zaman ve çabaları takdir eden kimse yoksa kendinizi güçsüz ve değersiz hissetmeye, hem kendinize hem de karşınızdakilere giderek artan bir öfke duymaya başlarsınız. Biriken gerginlikle uygun olmayan zamanlarda aşırı ve gereksiz tepkiler verdiğinizde haksız duruma bile düşebilirsiniz. Özgüven ve özsaygınızı da giderek kaybedersiniz. Hayatınızı kendi istekleriniz doğrultusunda değil de başkalarının tercihlerine göre yaşadığınızı anladığınızda ne olacak? İstemediğimiz şeylere “evet” demenin sonucunda oluşan mutsuzluk, kaygı ve depresyonun faturasını kime keseceksiniz?
Şimdi bu sorunun hayatınızı ne kadar etkilediğini görmek için “hayır” diyemediğiniz durumların ve bu yüzden katlandığınız sonuçların ya da yapmak zorunda kaldığınız işlerin bir listesini çıkartın. Liste çok kabarık ise bu zorlayıcı bir yüzleşme olabilir. O halde her şeye “evet” deme tutumumuzun, sizin için çok da sağlıklı olmadığını bilmenizin zamanı çoktan gelmiş demektir. Eğer öyleyse sadece kendi önceliklerinizi belirleyerek işe başlayın. Hayatta neye, kime daha fazla zaman ayırmak istediğinizin bir listesini yapın. Neye “hayır” diyeceğinize karar verin ve neyi gerçekten yapmak istediğinize, kendi ihtiyaç ve tercihlerinize odaklanın. Sonrasında ise zamanınızı iyi yönetin.
Bilmelisiniz ki “hayır” deme korkusu, sadece kendi beynimizde yarattığımız engeller ile ilgilidir. İnsanlara kendinizi suçlu hissetmeden, ilişkinizin bozulacağından korkmadan kendi önceliklerinizin, zamanınızın değerli olduğu mesajını verebilirsiniz. Böyle yaptığınızda, bunun sizin bencil biri olduğunuz anlamına gelmediğini bilmelisiniz. Bu sadece kendi ihtiyaçlarınızı gözettiğiniz ve kendinizi dürüstlükle ifade ettiğiniz anlamına gelir.
Aslına bakarsanız; iletişimde esas olan “hayır” kelimesini nasıl söylediğinizdir. “Hayır” demenin bir çok yolu vardır. O kelimeyi kullanmadan bile gerekli mesajı karşı tarafa iletebilirsiniz. Karşınızdaki kişiye empati duyduğunuzu, mümkün olsaydı yardım etmeyi istediğinizi ifade edebilirsiniz. Bununla ilgili kendi duygularınızı nezaketle anlatabilirsiniz. Küçük ve önemsiz durumlarla denemelerle başlayın. Bu durum sizin “evet” demenize alışık olan çevrenizdeki insanlar ve hatta sizin için başlangıçta garip gelebilir. Bazen verecekleri tepki sizin beklentinizin çok altında bile olabilir. Tepkiler karşısında sabırlı ve tutarlı olmalısınız, zamanla değişime herkes alışacak ve siz de bu konuda kendinizi daha güçlü hissedeceksiniz.
Öncelikli konu, kendi sınırlarınızı net olarak düzenlemenizdir. Böylece daha açık, sağlıklı ve samimi iletişim kurabilir, ilişkilerinizde kendiniz gibi davranabilirsiniz. Belki de “hayır kelimesi kendinizi tanımanızın ve başkalarına tanıtmanızın iyi bir aracı olabilir. Ayrıca başkaları da kendi sorumluklarını üstlenebilir ve sizin sınırlarınızı anlayıp, saygı göstermeyi öğrenebilirler. Başkalarının tercihlerini ve sorumluluklarını yüklenmeyin. Karşı tarafın değişmesini, sizi anlamasını, fark etmesini ya da değişmesini beklemeyin. Sadece kendinizi değiştirebilirsiniz. İstemeden ”evet” dediğinizde bir şeylerden vazgeçtiğinizi unutmayın. Olumsuz cevabınız sizin ya da karşı tarafın değerini belirlemez. Reddettiğiniz karşınızdaki kişi değil, talep ettiği şeydir. Böylelikle onların istediklerini yaptığınız için değil kendiniz olduğunuz için sevgi, saygı ve değer görebilirsiniz.
Hayatınızdaki en önemli kişi sizsiniz ve sizin mutlu olmanız önceliklidir. Yaşam sorumlulukla dolu; otomatik düşüncelerden sıyrılıp daha farkındalıklı yaklaşmalısınız. Yaşam kalitenizi arttıran ve mutlu hissettiren şeylere öncelik verme, kısıtlı ve değerli zaman kaynağınızı nasıl değerlendireceğinizi seçme gücü sizde olmalıdır. “Hayır” diyebilmek bir seçenektir ve bu sizi özgürleştirir. Kendi hayatınıza verdiğiniz değeri onurlandırırken kendinize güveninizi ve özsaygınızı arttırır. İstemediğiniz şeyleri yaşamınızın dışında bırakabilmek, kapasitenizi daha doğru değerlendirmek için kendi yaşantınızın kontrolünü elinize almalısınız. Bu gerçekten cesaret gerektirir. Ancak “hayır” diyerek koruduğunuz kendi sınırlarınız, yönetimini ele aldığınız kendi yaşamınızdır. ”Hayır” demek ile ilgili sıkıntı yaşıyor ve çözüm yolu bulamıyorsanız altında yatan nedenleri bulmak için mutlaka gecikmeden profesyonel bir destek almalısınız.
Sizi şu sorulara içtenlikle cevap vermeye davet ediyorum.
“Evet” ya da “hayır” demeden önce ne kadar düşünüyorsunuz?
En son ne zaman ve neden istemeden “evet” dediniz?
“Hayır” dediğinizde veya duyduğunuzda hissettikleriniz gerçekte ne anlama geliyor?



