Hepimizin hayatında zorlandığımız anlar hatta dönemler vardır. İçinde yaşadığımız bu günlerde belki de herkesin farklı alanlarda veya farklı derecelerde güçlükler yaşıyor olması mümkün. Daha önce yaşanmamış bir şeyi deneyimliyoruz. İnsanlığın ortak yaşadığı bu dönem, yeni normlar ve yeni normaller oluşturuyor. Çalışma ve sosyal hayatın tekrar şekillendiği bu süreçte zorluklarla ve belirsizliklerle nasıl baş ettiğimiz, dayanma gücümüzü gösterecek.
Tam olarak ne durumdayız bilen var mı? Peki sonrası nasıl olacak?
Bu dönem bitse de hayatın bizim istek ve planlarımıza uymadığı, tatsız sürprizlerle çıkageldiği zorlu durumlar her zaman olabilir. Zor zamanlarında insan; çektiği çilenin hiç bitmeyeceğini, hayatın asla tekrar rayına girmeyeceğini zanneder. Zaman yavaşlar, hatta zaman mefhumu kaybolur. Üstelik belirsizlikler varsa tahammül etmek daha da güçleşir; “Bu hiç bitmeyecek!”
Ancak yaşam dinamik bir olgudur; hiçbir şey aynı kalmaz. Değişir, dönüşür, başlar ve biter. Sonra yeni bir başlangıç, farklı döngüler birbirini takip eder. “Bu da geçer.” Bir teselli cümlesi gibi gelse de bir şeylerin değişmesi kaçınılmazdır. Böyle düşünüyor olmanın kolaylaştırıcı bir yanı vardır; “Geçecek ve bir şekilde bitecek.” Ancak önemli olan soru şudur; “Bitene kadar bu güçlüğe, hatta belirsizliğe dayanabilir miyim?”
Her şeyden önce acı ve korkuyla yüzleşmek önemlidir. “Evet, zor bir dönem geçiriyorum. Acı çekiyorum, zorlanıyorum. Hiç bitmeyeceğinden korkuyorum.” Duygularınızı fark etmek ve kabul etmek sizi rahatlatır. Genellikle zorlanmalar, alıştığımızdan farklı değişimler yaşadığımız dönemlere denk gelir; bitişler, kayıplar, ayrılıklar. Çoğumuzun yaşadığı gerçek yaşamsal tehditten ziyade değişimler karşısında belirsizlikleri yönetme kaygısıdır. Hayat alanlarında büyük bir değişim yaşanacağı düşüncesi, endişelenmenize neden olur. Kaçınılmaz ve hayatın bir parçası olduğuna göre değişimi kabullenmek ve uyum sağlamak daha işlevseldir. Değişimin sürekliliği düşünülürse hayatın hep kötü yönde gitmeyeceği de öngörülebilir. “Bundan daha iyi günler gelecek.”
Evde kaldık; çok okuduk, belki eğitimlere girdik, düşündük, kendimize ve hayatımıza odaklandık. Ancak her zorluktan bir bilge olarak çıkmayı beklemeyin. Her deneyimin size bir öğretisi vardır ve sadece olanı anlamaya çalışmak bile yeterlidir. Zorlu dönemler geçtiğinde; eğer yaşananlardan ders aldıysanız sonrası büyüme ve gelişme alanıdır. Hayattaki yerinizi ve hayatın değerini daha iyi anladıysanız artık sizin için farklı bir dünya olacaktır.
Bu süreçte geçmişinize doğru bir yolculuk yaptıysanız; hatalar ve pişmanlıklar listesi de oluşturmuş olabilirsiniz. Ama onları boş verin. Kimse mükemmel değil ve herkes hata yapabilir. Farkına vardıysanız; gereken konularda kendinizi değiştirebilir ve yaşadıklarınızdan dersler çıkarabilirsiniz. Yaşamak zorunda kaldığınız durumların sebebi başkaları ya da kontrol edemediğiniz şeyler de olabilir. Olan oldu ve geçmişte kaldılar. Olumsuz duygu ve düşünceler, sadece yüke dönüşürler. Şimdi onları da geride bırakma zamanı. “Öldürmeyen şey sizi güçlendirir.” Yaptığınız hatalar ya da yaşadığınız zorluklar, hatta bugün yaşadıklarınız, sonrası için daha güçlü bir tavır sergilemenizi sağlayacak birer rehberdir.
Hayatta hiçbir şeyin garantisi yoktur; beklentiye girmeyin. Tedbirli olun, endişeli değil. Geleceği sürekli düşünmek kaygınızı arttırıyorsa odağınızı nazikçe bu ana getirin. Kendinizi belirli çerçeveler içinde ve kısıtlanmış seçeneklerle sınırlandırmayın. Bazı şeyler sizin kontrolünüzde değilse sabretmek iyi bir seçenektir. Sabır beklemekle ilgili bir olgu değildir; umut ederek zorluklara göğüs germektir. Olasılıklar dünyasına merak duyun. Hayaller ve umut insanın en temel ihtiyacıdır. İmkansız mucizeler beklemeyin ama büyük hayaller kurmaktan çekinmeyin. Hayata dair umudunuzu sürekli muhafaza edin; çünkü hayatın kendisi mucizedir. Bakış açınız, yaşadıklarınıza vereceğiniz anlamı belirler.
Yaşamın anlamı ise şu anda yaşıyor olmanızdır. Anı yaşayın ve yaşamınıza değer katan, sahip olduğunuz küçük şeylere daha çok şükredin. Yaşamınızı zenginleştirip zevk verecek basit ama işlevsel yenilikler deneyebilirsiniz. Gülmek ise en güçlü ve destekleyici eylemlerden biridir. Mizahı, oyunun enerjisini günlük yaşamınıza davet edin ve gülümsemeyi ihmal etmeyin. Sevdiğiniz insanlara ve yapmaktan hoşlandığınız şeylere daha çok zaman ayırın. Eğlence ve neşe moralinizi düzeltecek, motivasyonunuzu arttıracaktır. Kendinize özen gösterin; vücudunuza iyi gelen şeyler, ruhunuza da iyi gelir. İçinizde biriken zorlayıcı ve bastırılmış enerjiyi boşaltmak için düzenli egzersizler, kısa süreli meditasyonlar ve nefes egzersizleri yararlı olabilir.
Bazen sıkıntılarla tek başına mücadele etmek zor olabilir çünkü insanlar sosyal varlıklardır. Hiçbir şey sadece sizin başınıza gelmiyor. Bir bütünün parçası olduğunuzu ve payınıza düşeni yaşadığınızı unutmayın. Kendinize ve başkalarına karşı daha anlayışlı ve sabırlı olun. Kendi gündeminize, işlerinize, hayatın kontrolünüzde olan kısımlarına odaklanın. Eğer tüm bunlar size çok ağır geliyorsa, ki bu çok normal, böyle durumlarda yardım istemekten çekinmeyin. Sizin büyük resmi görmenizi sağlayacak, hayatın olumlu yönlerine odaklanmanıza destek verecek bir yakınınızdan ya da daha iyisi uzmanlardan yardım alabilirsiniz. Bu sizin yalnızlık ve çaresizlik duygusuna kapılıp gitmenizi engelleyecek; sıkıntılarla baş ederken daha güçlü hissetmenizi ve daha özgüvenli olmanızı sağlayacaktır. Gerçek gücünüzü, güçlü olmamız gereken zamanlarda anlarsınız. Şimdi yeniyi, yeniden keşfetme zamanı…
