“En zor şey karanlık bir odada kara kediyi aramaktır. Özellikle odada kedi yoksa.”
Çinli filozof Konfüçyüs’ün bu sözü sizde nasıl çağrışımlar yaptı?
Özlü sözler, cümlenin düz anlamından farklı açılımlara neden olur. Bize konuları farklı açılardan görüp kavramamız için verilen ipuçları gibidirler. Metaforların gücü de buradan gelir. Kara kedi ve karanlık oda metaforları ile Konfüçyüs neler anlatmak istemiş olabilir? Üzerinde biraz akıl yürütmeye değer.
Kimilerine için karanlık odalar korkutucudur. Karanlıkta göremediğimiz için tedirgin olabiliriz; bir yere çarpmak, takılıp düşmek ve bir şekilde zarar görmek istemeyiz. Görebilmek, bizim dünyayı algılamakta en çok kullandığımız duyumuz olabilir. Ancak görme engeli söz konusu olduğunda hayata devam edebilmek için tek ihtiyacımızın görme duyumuz olmadığını fark ederiz. Gerçekte bizi daha çok zorlayan; hayatta ne olacağını bilmediğimiz, önümüzü göremediğimiz dönemlerin olmasıdır. Zor zamanlar, belirsiz durumlar, tıpkı karanlık odalar gibi bizim için güçlük ve gerginlik anlamına gelebilmektedir. Ne tarafa gideceğimizi bilemeyiz, gittiğimiz yönden emin olamayız. Bu yüzden kararsızlık yaşar, belki de dona kalırız. Özellikle değişim süreçleri, geçiş dönemleri, işlerin aksi gittiği, hayatın bizi bozguna uğrattığı dönemler böyledir. Bu dönemlerde paniğe kapılmak yerine yavaşlamak ve temkinli olmak işe yarar. Karanlıkta kaldığımız zamanlarda soğukkanlı bir şekilde davrandığımızda, zamanla karanlığa alışmaya başlarız ve bir süre sonra belki de gözümüz bir şeyleri seçe ya da göremesek de kendimizi odada bir yerlerde konumlandırarak daha rahat hareket etmeye başlayabiliriz. Belirsizlik durumları da bir çeşit yeniden öğrenme ve yeni deneyimler yaşama sürecidir. Aslında nasıl hareket edeceğimiz karanlığı; zorluk ve belirsizlikleri nasıl algıladığımız ile alakalıdır. Belirsizlikle ve zorluklarla baş edebilme becerimiz, karanlık odalarda nasıl durabildiğimizle benzer olabilir. Bir ışık kaynağı, bir çıkış yolu arayabiliriz. Hatta bazen sabredip bekleyebilirsek sabah olup güneş doğabilir. En nihayetinde unutmayın ki, hiçbir şey sonsuza kadar sürmez.
Böyle zamanlarda bir de ulaşmak istediğimiz hedefler varsa neler olur?
Hayatımızda hedefler belirlerken bilinen bir yaklaşım olan SMART hedef yöntemini kullanmak; yani belirli, ölçülebilir, kabul edilebilir, gerçekçi ve zamana bağlı hedefler koymak akıllıca olur. Hedef koymak ve o hedefe doğru ilerlemek her şey yolunda giderken bile adanmışlık gerektirir. Belirsiz ve zor zamanlarda yeni hedefler koymamız ya da belirlenmiş hedeflerimize ulaşmamız söz konusu olduğunda bildiğimiz şeyleri bile yapamaz oluruz. Yeni yöntemler, yeni kaynaklar, yeni bir bakış açısı bulmamız gerekebilir. Değişmek, esnemek, riske girmek çok kolay değildir. Ancak ne istediğinizi biliyorsanız ve hedefe odaklandıysanız, mutlaka ona giden yeni yollar bulabilirsiniz. “Bu nasıl mümkün?” sorusunu sormak çok işinize yarar.
Öte yandan karanlık odada kara kediyi aramak; zorluk ve belirsizlikler içinde ulaşılması güç bir hedefe ulaşmaya çalışmak anlamına da gelebilir. Kimileri için özellikle kara kediler uğursuz addedilir. Başka bir bakış açısı ile karanlık odanın kara kedisi, zorluğa ve güçlüğe odaklanmayı ya da kötü giden şeylerin sorumlusunu aramaya odaklanmayı da anlatabilir. Suçluyu aramak, zorluklara odaklanmak bizim için rahatlatıcı bahaneler olabilir: ancak bizi o odadan çıkartmaz ya da odayı aydınlatmaz. Sadece kendimizi daha stresli ve yapacaklarımızı daha güç kılar. Bunun yerine pozitif bakış açısı ile çözüm odaklı olmak, bize kaynaklarımızı daha doğru kullanmamızı, hedefimize giden yolda daha güçlü durmamızı sağlayacaktır.
Karanlık bir odada var olmayan kara kediyi aramak ne demek?
Karanlık bir odada kara kedi aramak, şüphesiz zorlayıcı bir iştir. Peki ya odada kedi yoksa bu ne anlama gelir? Belki bu bilinmezlikte gerçek bir hedefimizin de olmamasıdır. Gerçek olmayan, var olmayan bir şeyi aramaya çalışmak ve odağımızı buna vermek hem enerjimizi hem zamanımızı boşa harcamaktır. Üstelik sonuca ulaşamadığımız için kendimizi başarısız, mutsuz hissederiz. Sahip olduğumuz umudu ve motivasyonumuzu tüketir. O yüzden belki karanlık odada kara kediyi aramadan önce “Bu odada gerçekten bir kedi var mı?” diye sorarak başlamak gerekir. Belki o kedi başka bir odada ve siz onu yanlış yerde arıyorsunuz ya da kedi zaten yoktur ve siz var sanıyorsunuzdur. Önce buna karar vermelisiniz. “Zor bir süreçteyim ve yapmak istediğim, amacım, niyetim ya da hedefim ne?” Bu soruların cevabı aynı zamanda bize karanlıkta durabilmek için güç verecektir. Kendimizi daha zora koşmadan, olumsuza odaklanmadan, boşa çaba harcamadan da karanlık odadan çıkmak mümkün olabilir. Belki bunun olabileceğine inanmak ve izin vermek önemlidir. Her şeyin zor yoldan olacağına dair bir inancınız varsa bunu değiştirerek işe başlayabilirsiniz.
Karanlık odada kara kedi aramaktan yola çıkarak zorluk ve belirsizlikten hedefe ulaşmaya bir zihinsel bir yolculuk yaptık. Şimdi sizi şu sorulara cevap vermeye davet ediyorum;
Sizin için zor olan karanlıkta olmak mı yoksa kara kediyi bulmak mı?
Sizin karanlık odanızda bir kara kedi var mı?
Gerçekten o kediyi bulmak istiyor musunuz?
