İnsanı insan yapan en önemli özelliklerden biri olan yaratıcılık üzerine yapılmış pek çok araştırma ve söylenmiş pek çok söz var. İnsanların sahip olmak istediği ayrıcalıklı bir özellik gibi. Ancak yaygın kanının aksine, yaratıcı olmak sadece bazı insanlara bahşedilmiş özel bir lütuf değil. Her birey yaratıcı potansiyele ve kendi yaratıcılığını ortaya çıkarabilme gücüne sahip desem ne dersiniz? Üstelik herkes, yaratıcı düşünce yeteneğini keşfederek, zamanla kendi yaratıcılığını tetikleyen şeylerin ne olduğunu öğrenebilir. “Ben hiç yaratıcı bir insan değilim. Nasıl yaratıcı olabilirim?” diyorsanız; aslında tüm yaşamı yaratıcı bir çaba olarak görerek, hayatta karşınıza çıkan tüm sorunlarla mücadelenizde yaratıcı bir çözümün bulunduğunu düşünerek işe başlayabilirsiniz.
Yaratıcılık; bilinenin, alışılmış ve kalıplaşmış olanın karşıtı olan, kuralların ve sınırların ötesine geçebilen, bir davranış biçimi ya da düşünme sürecidir. Ele alınan konunun ya da sorunun yeniden formüle edilerek yeniden kavramsallaştırılması ise yaratıcılığın önemli bir aşamasıdır. Ayrıca “karşı-olgusal” düşünme olarak adlandırılan meydana gelmiş olayların ve gerçekliklerin sonrasında alternatiflerini düşünebilme becerisi yaratıcılığı arttırmaktadır. Bir problemle karşılaşıldığında farklı yaklaşım yollarını kullanarak mümkün olduğunca çok sayıda yaratıcı çözüm bulmak ya da olay sonrasında neyin farklı yapabileceği üzerine düşünmek için zaman ayırmak yaratıcı düşünme kapasitesini geliştirmektedir. Her ne kadar baskı altındayken yaratıcı çözümler bulmanın arttığı yaygın düşüncesi olsa da kaygı ve stresin çoğu zaman düşünme kapasitesini azalttığı unutmamak gerekir. Bu nedenle aklın gezintisine ve tüm bilgilere ulaşmasını sağlayacak bir yaratıcı süreye imkan tanımak, konuya biraz dışarıdan bakabilecek molalar vermek önemlidir. Ayrıca sorunu bir başkasının bakış açısından görmek, kısıtlı bakış açısını fiziksel ve ruhsal olarak aşmayı sağlayarak yaratıcı bir strateji geliştirmede yararlı olmaktadır.
Bilginin daha iyi kullanımına zaman tanımanın yanı sıra önemli olan diğer bir konu ise yaratıcılığın yeni bilgi, farklı fikir ve deneyimlerle çoğaldığını kabul ederek beyni değişik şekillerde besleyebilmektir. Dünyayı mümkün olduğu kadar çok deneyimlemek, farklı kültürlerle karşılaşmak, olağan dışı ve beklenmedik olaylara maruz kalmak, değişik içerikli kitaplar okumak, alışılmışın dışında farklı şeyler yapmak yaratıcı düşünce için kaynak oluşturmaktadır. Olumlu ya da olumsuz yaşanmasından bağımsız olarak duyguların yoğun düzeyde yaşandığı zamanlar, yaratıcılık da en yüksek düzeyde olmaktadır. O halde duyguların yoğun yaşandığı deneyimleri, yaratıcı süreçlere dönüştürecek yollar bulmak faydalı olabilmektedir.
“Sağlam kafa sağlam vücutta bulunur.” sözünü de dikkate almakta yarar var. Doğal aktivite ve egzersizler, erken uyanmak fiziksel olduğu kadar zihinsel ve ruhsal hayatı olumlu etkileyerek yaratıcılığı arttırmaktadır. Çevre değişikliği, doğa ile daha çok buluşmak yaratıcı bir beyin için besleyici kaynaklardır. Özgür ve iyi hissedilen zamanlar, yaratıcı üretimler için daha uygundur. Bununla birlikte bazı günlük rutinlere göre yaşamak, hayatı kolaylaştırırken önemsiz kararlarla zihni gereksiz meşgul edip zaman kaybetmenizin önüne geçmektedir. Ayrıca mantıksız ve gereksiz kurallara uymak yerine, değiştiremiyorsanız bile bazılarını esneterek kendi yolunuzdan ilerlemek, yaratıcılığınızın önündeki engelleri kaldırmanıza yardımcı olabilir.
Yaratıcılığın en önemli özelliği, risk almak ve ön yargıları parçalamaktır. Başarısızlıklarla nasıl başa çıktığınız, yaratıcılık sınırınızı da belirlemektedir. Bu başkalarına nasıl görüneceğimizi önemsemek ve mükemmel olmakla uğraşmak yerine, farklı sorular sormaya meraklı, tekrar denemeye istekli ve hazır olmak anlamına gelir. Kendinize yeteneklerinize güvenmeniz, kendinizi özgürce ifade edebilmeniz, yaratıcılık ve başarı miktarınızı arttırır. İşe yarayan başka bir yöntem ise hedefleri belirlerken elde edilecek sonuçları çok kesin bir şekilde belirleyip kısıtlamak yerine, daha açık uçlu bırakabilmektir.
Yaratıcılığın temelinde yatan aslında hayal gücüdür. İnsanlar gerçekten tutkuyla, sevdikleri ve eğlendikleri bir şeyi yaptıklarında yaratıcılıkları en üst seviyeye çıkmaktadır. Yaratıcılığı bir oyun gibi düşünüp konuyla ilgili zihinsel bir keşif gezisine çıkmak ya da en iyi çözüm için farklı, yaratıcı senaryolar kurgulamak etkili olabilir. Klişe fikirlere takılıp kalmak yerine farklı varsayımlarla hayaller kurmak, hatta bazen saçmalamak yeni fikirlerin doğmasını sağlayabilir.
Aslında yaratıcılık, ilhamın geldiği tek bir anda ortaya çıkmaz. Çalışmak, bazen çok fazla ve sebatla denemek gerekir. Vasat fikirlerden sıyrılmak kolay değildir. Zira beynimiz genellikle aynı şekilde düşünmeye meyillidir. Yeni ve heyecan verici fikirler için zamana ve başka kaynaklara ihtiyaç vardır. Yaratıcılığınızı teşvik eden, çeşitlilik içeren, farklı bakış açılarının var olduğu kaynak ve ortamlarla temas etmek önemlidir. Boş zaman etkinlikleri, hobiler, yeni öğrenme ve deneyimler aracılığıyla içinizdeki oyun enerjisini, eğlence ve yaratıcı eylemi harekete geçirebiliriz. Yaratıcılık sadece sanatla ilgili değildir. Sorunlara yeni ve heyecan verici çözümler bulabilmek, nerede ve neyle ilgili olursa olsun, yaratıcı düşünceyle alakalıdır. Unutulması gereken her insanın yaratıcı enerjiyi kullanabilme yeteneğine sahip olduğudur. Yeter ki sahip olduğunuz potansiyele güvenin, onu besleyin ve rahatça ortaya koyabileceğiniz ortamları yaratın. Bana göre, yaratıcılık yaşamın tam içindedir; yaşamanın kendisi, en yaratıcı çabadır ve yaratıcı güç sizin mevcudiyetinizde, tam içinizdedir.
Şimdi sizi şu üç soruya kendi cevaplarınızı vermeye davet ediyorum.
Yaratıcılık, hayatınızın neresinde?
Yaratıcı potansiyelinizi farkındalıkla ne kadar ve nasıl harekete geçiriyorsunuz?
Yaratıcı gücünüzü ortaya çıkarmak için nelere ihtiyacınız var?



